Ana içeriğe atla

Hayatı belirleyen tutumlarımız-1

 Hep dilimde olan ama gerçek anlamda yeni yeni yapmaya çalıştığım birşey bu...
Beni üzen, bende negatif duygular yaratan şeyleri/kişilerin hayatımdaki payını küçültmek, mümkünse onları hayatımdan çıkartmak....
Mümkün değilse de, yarattıkları olumsuz duygulardan daha az etkilenmek...

Hayata daha "olumlu bakabilmek". Olumsuz bakanın fikirlerini kendilerine bırakmak...
Olan tek hayatımı ağız tadıyla yaşamak...

Bunu  kararlı bir şekilde yaptığımda işe yaradığını biliyorum, tam tersi de aynı şekilde işliyor.
Olumsuzluk, yeni mutsuzlukları beraberinde getiriyor.

Bir arkadaşım oldu..Hayatı boyunca haksızlıklara uğradığı söyleyen..Her ortamda "kurban" ve "mağdur" o. Onun için yıllarca üzüldükten sonra, benimle olan arkadaşlık ilişkisini tuhaf bir yanlış anlamayla bitirdi. Kızcağıza nasıl bir yanlış yaptım bugün bile anlamış değilim. Ama bana olan tavrını fark ettiğim an düşündüm, kafasında nasıl hikayeler kurduğunu tahmin edebiliyordum. Sanırım benimle arkadaşlığı başladığı andan itibaren zaten bitirecek noktaların arayışındaydı. Anlamaya çalışmak yerine hemen çıkarımları yapmak, "zaten hep böyledir"lere bağlamak... Kurban gelip kurban gidenlerin üzerinde yapışıktır tüm olumsuzluklar .Nereye gitse gelir, üzerinden çıkmaz olur. Sorunlar yumağıyla ilerler hayatın içinde, "niye ben, niye ben" diye sorarak ama bu soruyu asla kendine yöneltmeyerek....

Şimdi tanıştığım insanlarda buna dikkat ediyorum. Anlamaya çalışıyorum,
"Kendi hayatlarını nasıl değerlendiriyorlar?"
Hep haksızlığa mı uğradıklarına inanıyorlar?
Hayatlarında herşey kötü mü gitmiş?
Hep kazık mı yemişler?"

O zaman orada bir durup düşünüyorum.

Bundan sonrası için diyorum ki:
Eğer bir insan hep kötü gittiğini düşünüyorsa hayatının, bundan sonrası da kesinlikle öyle gelecektir...

Geçmişe bakıyorum. Bu şekilde bakabilseydim o zaman da, neler farklı olurdu, özellikle de iş hayatımda diye..
Birkaç kişi geliyor aklıma hemen...
Zaten yollarımız bir şekilde ayrılmış ama yaşananlardan olumlu ne kalmış, işe ya da arkadaşlıklara, hiç hatırlamıyorum...

Bundan sonrası için öğrenilmiş bir derstir diyerek insanların yaptıkları kadar hatta daha da fazla,
"yaptıklarını nasıl yorumladıklarını" önemsemeyi seçiyorum.

Tutabiliyorsam hayatımdan uzak tutabilmeyi, tutamıyorsam olumsuzluklarından etkilenmemeyi diliyorum.

Yorumlar

  1. Sevgili Muge, benzer bir tecrubeyi son 1,5 senede yasamis biri olarak, eline saglik cok guzel degerlendirmissin durumu. Tesekkurler ve izninle arkadaslarima yolluyorum yazini.

    YanıtlaSil
  2. Kesinlikle! Keyifle ve hak vererek okudum...
    Berna arkadasıma da ayrıca teşekkürler...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kızım ve gıda alerjileri

Hamileliğimi “çok iyi geçti” diye hatırlıyorum bugün geriye baktığımda. 32 yaşında hamile kalmıştım, ne “hamileyim, seyahat edemem” gibi bir psikolojiye girmiştim, ne de “işleri rölantide götürme “ hevesine kapılmıştım…. Hem bir iş transferine liderlik yaptığım için çalıştığım şirketin Bursa fabrikasına her hafta gidip geliyordum, hem İstanbul’da ekibimi yetiştirmeye, bir yandan da işleri yürütmeye çalışıyordum. Akşamları 19:30’dan   önce çıktığımı da hatırlamıyorum….Kimse takdir etsin diye değil, aileden gördüğüm sorumluluk bilinci bunu gerektirdiğinden.   (Kısa süreli hafızası olan dinamik şirket ortamlarında bu beklenti anlamlı değildir zaten J ) Ama zaten çok mutluydum, sanırım işini seviyorsan, o sana hamilelik nedeniyle yapamayacağın bir yük gibi gözükmüyor. Ama çalışmayı sevmiyorsan hamileliğe gerek yok, onlarca başka bahane de bulabilirsin işten kaçmak için... Hamilelikte tek sorun, doktorumun abartılı bir şekilde ele aldığı “gebelik diyabeti” idi. Ondan dol...

Hayatı belirleyen tutumlarımız-2

Hayata nasıl yaklaşırsak o yönde bir karşılık alırız, biliyorum... İyiyi görmek istedikçe iyiler çoğalır, kötülere odaklandıkça hayat giderek çekilmez hal alır, çoğumuz gibi farklı zamanlarda ikisini de denedim...Gerçekten böyle oluyor. Şu aralar ise farklı bir durum ve ruh hali içindeyim. Sabah yataktan "şükrederek" kalkıyorum.